meyve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
meyve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Kasım 2018 Perşembe

Detox Yapıyoruz, Toksinlerden Arınıyoruz! Acaba Gerçekten İşe Yarıyor Mu?

Herkese yeniden merhaba!

Gıda gündemiyle ilgili araştırma yaparken EUFIC resmi sayfasında yayınlanmış çok güzel bir yazıya denk geldim. Son yılların favori uygulaması detoksla ilgili olarak pek çok uluslararası kaynak kullanarak harika bir bilgisel hazırlamışlar. Sizlerin de faydalanabilmesi için kısa bir versiyonunu türkçeye çevirip paylaşacağım. Keyifli okumalar!

detoks ile ilgili görsel sonucu


Detoks son yıllarda favori bir uygulama haline geldi. 

Kısaca; vücuttaki toksinleri atmaya yardımcı olan, kilo vermeyi sağlayan ve cildi daha parlak gösteren kısa süreli bir beslenme şekli ya da diyet olarak tanımlayabiliriz. Bu detokslar belli bir süre hiç yemek yememe, paketli gıda tüketimini durdurma, şekeri kesme ya da tek tip gıdayla beslenme gibi farklı kollara ayrılabiliyor. Bazı detokslarda temiz beslenme dediğimiz tarza uygun şekilde, sebze meyve ağırlıklı ve şeker, kafein gibi spesifik bazı ürünlerden uzak duracak şekilde ilerlerken; bazılarında toksin atmaya yardımcı olduğuna inanılan bazı gıdalar tüketilerek diyet uygulanır.

Peki detoksla ilgili gerçek nedir?

Toksinlerin vücuttan atılması görevini bağırsaklarımız ve karaciğerimiz üstlenir. Bu görevi; uyguladığınız herhangi bir diyetten bağımsız olarak yani aslında bir vücut fonksiyonu olarak gerçekleştirirler. Bir vücut fonksiyonunun %100 işlevsel şekilde işleyebilmesi de günlük olarak ihtiyaç duyduğunuz tüm besin değerlerine ulaştığınızda mümkündür. Bu açıdan incelendiğinde sebze ve meyve tüketimini baz alan diyetler elbette ki insan sağlığını destekler niteliktedir fakat tek tip sebzeye dayalı diyetler (örneğin kabak detoksu veya lahana detoksu) vücudumuzun ihtiyaç duyduğu tüm besin değerlerini sağlayamadığı için toksinlerin vücuttan istenildiği şekilde atılmasına yardımcı olmadığı gibi sağlığınızı da olumsuz etkileyebilir.

detoks ile ilgili görsel sonucu

Vücudumuzun şeker detoksuna ihtiyacı var mı?

En yaygın diyet uygulamalarından biri de şekerden uzak durmaya dayalı olanlardır. Özellikle medyada toksik, zehirli hatta bağımlılık yapan bir gıda olarak anıldığı için şekere karşı ciddi bir önyargı söz konusu diyebiliriz. Aslında şeker vücudunuzun izin verdiği oranda tükettiğinizde toksik bir etkiye sahip değildir. Fakat pek çok insan bu sınır konusunda bilinçsiz olduğu için genel olarak gereğinden fazla şeker tüketmektedir ve şekeri zararlı haline getiren de bu bilinçsiz tüketimdir. Bu tip bir bilinçsiz tüketim hem obeziteye sebep olabilir, hem de fiziksel pek çok hasara sebep olabilir (diş çürümesi gibi). Dolayısıyla aslında sıfır şeker detoksu yapmak yerine şeker tüketimini düzenlemek ve ve dikkatli tüketmek daha eğlenceli bir çözüm olabilir.
sugar detox ile ilgili görsel sonucu

Peki meyvelerdeki şeker de detoks programına dahil edilmeli midir?

Bildiğimiz üzere meyveler de kendi doğallığında şeker içermektedir. Meyve şekeri literatürde fruktoz olarak geçmektedir. Meyveler büyük oranda lif de içerdikleri ve lif içeriği doğal şekerin vücudumuzdaki sindirimine çok büyük katkı sağladığı için aslında meyve kendi içinde büyük bir dengeye sahiptir. Yani meyve tükettiğinizde vücudunuza doğal şeker almış oluyorsunuz fakat bunu sindirmeye yardımcı lifi de almış olduğunuz için diyetinizde olumsuzluk yaratmıyor. Tabi yine tüketim miktarının önemi burada çok yüksek. En sağlıklı gıda bile fazla tüketimle vücudunuz için toksik etki yaratabilir.

Şeker tüketiminde dikkat etmemiz gereken oran nedir?

Dünya Sağlık Örgütü bize bu konuda genel bir bilgi veriyor. Serbest şeker tüketimi için (burada hazır meyve sularının, gıdalara ve atıştırmalıklara eklenen şekerden bahsediyoruz) günlük aldığınız kolarinin %10'undan az olması tavsiye ediliyor. Genel itibariyle yetişkin birisi için 12 çay kaşığı (50 gram), 9-13 yaş grubundaki birisi için 10 çay kaşığı (45 gram), 4-8 yaş grubu için 8 çay kaşığı (40 gram) gibi düşünülebilir.

fruits ile ilgili görsel sonucu

Tüm bu bilgilerden vardığımız sonuç; toksinlerden arınma işini bağırsaklarınıza ve karaciğerinize bırakın!

Yazıda da belirttiğimiz gibi toksinleri vücuttan atmak için görevli iki organımız var. Tüm organlar gibi bağırsak ve karaciğerin de etkinliği sizin günlük tüketiminizi dengeli yapmanıza bağlıdır. Dengeli bir beslenme günlük ihtiyaç duyduğunuz besin değerlerini doğru bir şekilde alırsanız zaten bu organlar görevini yerine getirecek ve toksin maddeleri vücudunuzda barındırmayacaktır. Buna ek olarak kilo almak veya vücudunuza fazladan toksin madde yüklemek istemiyorsanız tüm gıdalar için fazla tüketimden kaçınmanız gerekiyor.

Dengeli beslenin, ihtiyaç duyduğunuz kadar beslenin ve gerisini organlarınıza bırakın!



Kaynak : https://www.eufic.org/en/healthy-living/article/detoxing-does-it-really-work

10 Temmuz 2017 Pazartesi

Meyve Nektarı ile %100 Meyve Suyunun Farkı Nedir?

Herkese merhaba!

Bugün sizlere meyve nektarı ile %100 meyve suyunun farkından bahsedeceğim.



Meyve suyu ürünlerini içerdikleri meyve oranlarına göre çeşitli kategorilerde inceliyoruz. Temel olarak 4 tane kategori var. Bunlar, %100 meyve suyu, meyve nektarı, meyveli içecek ve aromalı içeceklerdir. Market raflarından genel olarak meyve suyu adı altında aldığımız ürünler ise meyve nektarı ve %100 meyve suyudur. Aslında en başta da ifade ettiğim gibi, bu ürünlerin farkı içerdikleri meyve miktarının farkından gelmektedir.

%100 meyve suyu dediğimiz ürünler, adından da anlaşılacağı gibi %100 oranında meyve içermektedir. Bir ürünün üzerinde bu ibareyi görüyorsanız %100 meyve içerdiğine emin olabilirsiniz çünkü bunun kontrolleri bakanlık tarafından yapılmaktadır ve bir ürünün %100 meyve suyu etiketine sahip olması için gerçekten de %100 meyve içermesi gerekmektedir.



Fakat her meyve bu şekilde üretime uygun değildir. Çok ekşi tada sahip olan vişne veya yoğun kıvama sahip olan şeftali gibi meyvelerin suyu, ekstra su kullanarak seyreltilmeli ve tat dengesini bozmamak için şeker eklenmelidir. Bu oranlar meyveden meyveye değişebilir ve hangi orana sahip olması gerektiği yine aynı şekilde kodekste ilgili yönetmelikle belirtilmiştir.  Ortalama olarak bu değer %25-%99 aralığındadır.

Hangisini tercih edeceğiniz size kalmış. Bu noktada tercih kriteriniz, nektarda kullanılan ekstra işlenmiş şeker olabilir. İşlenmiş şeker tüketimiyle ilgili bir sınırlamanız varsa, sadece doğal meyve şekeri içeren %100 meyve sularını tercih edebilirsiniz.

Umarım sizler için faydalı bir yazı olmuştur. Keyifli günler dilerim.

Kaynak: Meyve Suyu Endüstrisi Derneği Bilgi Merkezi



Beni instagramda da takip etmeyi unutmayın! ---> foodie.advices

1 Eylül 2016 Perşembe

Meyveli Yoğurt Otizm Hastalığına Sebep Olur Mu?

Herkese merhaba! Bugün sizlere son yıllarda sağdan soldan çokça duyduğumuz bir konu olan meyveli yoğurdun insan sağlığına etkileri hakkında bilgi vereceğim.

Özellikle gelişim çağındaki çocukların severek tükettikleri meyveli yoğurtlar için son yıllarda davranış bozukluğuna hatta otizme yol açtığına kadar önemli iddialar ortaya atılmıştır. Bir gıda mühendisi ve her şeyden önce bir tüketici olarak bunun aslını araştırmak istedim çünkü 22 yaşında hala meyveli yoğurtları severek tüketen birisiyim. Haliyle bu konu beni de şüpheye düşürdü ve hem yabancı kaynaklardan hem de yerel kaynaklardan yaptığım araştırmayı bu yazımda derledim.
meyveli yoğurt ile ilgili görsel sonucu


Öncelikle meyveli yoğurt üretimine kısaca değinmek istiyorum. İlk olarak çiğ süt pastörize edilir. Bu işlem sütte var olan zararlı bakterileri uzaklaştırmak için yapılan klasik bir ısıl işlem diyebiliriz. Sonrasında ürünün mayalanacağı sıcaklığa geri döndürülür ve herhangi bir aroma eklenecekse bu aşamada eklenir. Meyveyle beraber meyvenin konsantre hali de eklenir çünkü bu şekilde istediğimiz aromanın tadını daha çok elde edebiliriz. Bu adımlardan sonra yoğurt kültürü de eklenip ürün kaplara doldurularak inkübasyona bırakılır ve belli bir sıcaklık ve ortamda mayalanması beklenir. Ekstra meyve parçacığı eklenecekse bu mayalanma işleminden sonra eklenebilir. Son olarak ambalajlanıp dağıtımı yapılır.

meyveli yoğurt ile ilgili görsel sonucu

Bilinen faydalarından da kısaca bahsetmek gerekirse;

-Sindirim sistemine yardımcı olur.
-Kalsiyum içeriğine bağlı olarak kemik gelişimini destekler.
-Besin değerleri açısından yüksektir, düşük kalorili bir ara öğün olarak tercih edilebilir.
-İçeriğindeki meyveler sayesinde yüksek vitamin içeriği vardır.
-Bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olur.

meyveli yoğurt ile ilgili görsel sonucu


Mantıklı bir şekilde bu adımları düşünürsek, bahsettiğimiz ciddi hastalıklara sebep olabilecek bir durum yok çünkü sadece süt pastörize edildi ve aroma maddesiyle (ki bu aroma maddesi de meyve ekstratıdır yani konsantre haldeki doğal meyvedir veya meyve suyudur) karıştırılıp mayalanmaya bırakıldı. Bu noktada tek zararı sütten ve aromadan alacağı şekerden dolayı dişlerinin zarar görmesi olabilirdi. Bu konuda yapılmış bir araştırma meyveli yoğurt tüketen çocukların %36'ında dental erozyon yani diş veya diş etlerinde aşınma gözlemlendiğini ve buna yapısındaki şekerin sebep olduğunu ortaya koymuştur. Fakat tabiki her şekerli şeyden sonra olması gerektiği gibi meyveli yoğurt yedikten sonra da dişler fırçalansa bu sorunun önüne pekala geçilebilir. İşler bu şekilde yürüyorsa meyveli yoğurda niçin bu kadar anlam yüklendi?
sağlıklı dişler ile ilgili görsel sonucu


Aslında cevap çok basit. Bu şemada her markanın uygulamadığı bir adım daha var. O da ürünün rengini aromasına uygun hale getirmek için ürüne ekstra renklendirici kullanmak. Örneğin çilekli yoğurt hazırlanıyorsa pembe renklendirici kullanmak, şeftalili yoğurt hazırlanıyorsa sarı renklendirici kullanmak, orman meyveli yoğurt hazırlanıyorsa mor renklendirici kullanmak gibi...

Yıllardan beri meyveli yoğurdu bu kadar tehlikeli diye itham etmelerinin sebebi günümüzde çok az markanın kullandığı renklendirici hilesiymiş. İçindekiler kısmını incelediğinizde renklendirici diye bir ibare göremezseniz E koduyla başlayıp 100'den 199'a kadar devam eden tüm ibareler de renklendirici anlamına gelmektedir. Örneğin E104 quinoline yellow adı verilen bir renklendiricidir.

Tüm renklendiriciler için tehlikelidir veya insan sağlığını olumsuz etkiler gibi bir yorum yapmak doğru değildir zira bunların içinden bazıları tamamen doğal kaynaklıdır. Örneğin E140 klorofil olarak bilinen bitkilere yeşil renk veren pigmenttir ve gıdalarda yeşil renk vermek için kullanılan bir renklendiricidir.

Özellikle çocuk sağlığında ciddi zararları olduğu tespit edilmiş renklendiricilerden örnek vermek gerekirse; E102, E104, E124, E127 ve E150 en çok kullanılan renklendiricilerdir. Bunlardan ilk üçü, sarı ve kırmızı tonlar oldukları için yoğurtlarda rahatlıkla kullanılabilir.
renklendirici ile ilgili görsel sonucu


Sadece bazı Avrupa ülkelerinde kullanımları yasaklanmıştır. FDA tarafından kullanımı yasaklanmamıştır. Çünkü yapılan araştırmalar aslında tam olarak net değildir ve literatürde kabul görmüş insan sağlığına otizm derecesinde zarar verdiği kanıtlanmış değildir. Fakat bunun sebebi bu tip incelemelerin sonuçlarının uzun vadede elde edilecek olmasıyla birlikte, etkilerinin milyonda bir gibi az olmasından da kaynaklanıyor olabilir.

Her halukarda vücutta akümüle olacak bir kimyasal maddeyi çocuklarımıza atıştırmalık olarak vermek istemeyiz. Dolayısıyla nacizane tavsiyem renklendirici kullanmayan markaları tercih edin. İçindekiler kısmında; pastörize süt, yoğurt kültürü, meyve ekstratı, kıvam arttırıcı (nişasta) gibi maddeler dışında yabancı bir madde bulunuyorsa öncelikle bunun ne olduğunu araştırın ki içiniz rahat etsin.

Umarım sizler için faydalı bir yazı olmuştur. Kullandığım kaynakları alt tarafa ekliyorum. Beni instagramda da takip etmeyi unutmayın. Sağlıkla kalın!

Kaynaklar

http://www.guncelpediatri.com/makale_469/Gidalardaki-Katki-Maddeleri-Ve-Zararlari-Cocukluk-Hiperaktivitesi-Derleme

ETIOLOGY OF DENTAL EROSION AND TREATMENT APPROACHES, Supplement: 8, Yıl: 2014, Sayfa: 67-73

Gıda Katkı Maddeleri ve Sağlığımıza Etkileri, ARŞİV 2010; 19: 141

http://www.livestrong.com/article/371609-how-healthy-is-fruit-yogurt/

Instagram

instagram.com/foodie.advices