hazır gıda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hazır gıda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2016 Salı

Son Kullanma Tarihi ile Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi Nedir?

Herkese merhaba! Uzun bir aradan sonra blogumda tekrar yazmaya başladım. Bundan sonra yine elimden geldiğince yazılarımı düzenli olarak paylaşacağım.

Bugün anlatacağım konu sürekli karıştırılan ve özellikle markette çalıştığım dönemlerde insanlardan sıkça aldığım bir soruyla ilgiliydi.

Günümüzde bilinçli her tüketici satın alacağı ürünün ambalajındaki bilgileri detaylıca inceliyor. Bu incelemede en dikkat ettiğimiz konulardan biri de son kullanma tarihi "SKT" ibaresidir. Bu ifadeden faydalanarak ürünü ne kadar süre daha evde saklayabileceğimizi hesaplayabiliyoruz. Fakat son yıllarda bu ifadenin yanı sıra bazı ürünlerde Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi diye bir ifade görmeye başladık. Haliyle bu ifade değişikliği kafa karışıklığına sebep oldu. Peki bu iki ifade aynı anlama mı geliyorlar ve her üründe bu ifadelere rastlamak mümkün mü?

Aslında bu iki ifadenin de bizi götürdüğü nokta hemen hemen aynı olsa da anlam olarak birbirlerinden farklılar. Son Kullanma Tarihi olarak geçen ifade, mikrobiyolojik olarak bozulmaya uğrayabilecek gıda maddelerine yazılır ve verilen o tarihten itibaren ürünün tüketilmesi insan sağlığı açısından tehlikelidir. Yani ürün o tarihten itibaren vücudunuzun tolere edemeyeceği kadar bozulmuş veya bozulmaya başlamış olacaktır, bu sebeple sağlığınız için SKT'si gelmiş ürünü tüketmemeniz gerekmektedir. Özellikle süt, yoğurt, et ve et ürünleri, meyve suyu, reçel, konserve gıdalar gibi ürünlerde SKT ibaresi vardır ve bu ibare çok önemlidir.



Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi ise, mikrobiyolojik olarak bozulmamış, fakat duyusal özelliklerini kaybetmiş olabilecek ürünler için kullanılır. Yani Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi geldiğinde o ürün bozulmamıştır fakat tadı, lezzeti, görüntüsü eskisi kadar kaliteli olmayabilir. Bahsi geçen ürün eğer uygun koşullarda muhafaza edilmişse, gıdanın kendine has özelliklerini korur. Bu tarih dolduğunda mikrobiyolojik anlamda sağlığınızı etkileyen bir durum söz konusu olmaz fakat gıda karakteristik özelliklerini kaybetmiş veya kaybediyor olabilir.

Özellikle, bakliyat grubunda normal saklama koşullarında 1-2 yıl gibi bir depolama ömrü olduğu için bunun yerine tavsiye edilen tüketim tarihi verilmesi daha mantıklı hale gelmiştir.



Aynı ürün üzerinde hem SKT hem TETT bulunmaz. Bunlardan sadece biri tercih edilir. İlgili Türk Gıda Kodeksi Tebliği de bunu yönetmelikle sınırlandırmıştır.

Tüm bu bilgilerden çıkarabilecek kısa ve net sonuç ise şudur;

Bir ürünün SKT'si geçtiyse o ürün kesinlikle tüketilmemelidir. Sağlığınıza zararlı olabilir. Hem kalite özelliklerini kaybetmiş hem de mikrobiyolojik açıdan kontamine olmaya yani bozulmaya başlamıştır. 

Bir ürünün TETT'si geçtiyse o ürün kendine has karakteristik özelliklerini kaybetmiş olabilir fakat bunlar sağlığınızı olumsuz etkileyecek problemler değildir.

Son olarak bu konuyla ilgili yine sıklıkla duyduğum bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Bazı insanlar SKT'si geçtikten 1 hafta sonra ürünü tükettiklerini söyleyerek bu tarihi önemsizmiş gibi göstermeye çalışıyorlar. Öncelikle hiçbir ürüne o ürünün insanı öldürebilecek noktaya getirecek tarihe SKT verilmiyor. Belirlenen SKT ortalama bir insan için kaldırabileceği maksimum kontaminasyon seviyesinden bir miktar daha az süreyi kapsar ki kişi yanlışlıkla SKT 'si geçmiş ürün tüketirse sağlığına ciddi şekilde zarar gelmemesi için. Fakat buna güvenerek SKT'si geçmiş ürünleri göz göre göre tercih etmeyin çünkü bu değerler üzerinde yüzlerce deney yapılarak belirlenmiş ve ortalama bir insanın sağlığı göz önüne alınmıştır. Eğer bünyeniz zayıfsa, SKT'si 1 gün geçmiş ürün bile sizi zehirleyebilir yada sağlığınızı bozabilir. İnanın bu tarihler boşu boşuna oralara yazılmıyor. Sağlığınızı düşünüyorsanız bu ibareleri dikkate alın.

Kaynak olarak Türk Gıda Kodeksi Etiket Tebliğini kullandım. Umarım keyifle okuduğunuz bir yazı olmuştur. Lütfen beni INSTAGRAM adresimden de takip edin. Merak ettiğiniz konular varsa sorularınızı sorabilirsiniz. Herkese iyi günler!

KAYNAK

TÜRK GIDA KODEKSİ ETİKETLEME YÖNETMELİĞİ, http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/12/20111229M3-7.htm

INSTAGRAM

https://www.instagram.com/foodie.advices/

10 Ekim 2016 Pazartesi

Koruyucu Katkı Maddeleri Zararlı Mıdır?

Herkese merhaba! Bugün sizlere özellikle hazır gıdalarda sıklıkla rastladığımız bir ekstra madde olan koruyucu katkı maddelerinin ne olduklarından ve insan sağlığına etkilerinden bahsedeceğim, umarım keyifle okuyacağınız bilgilendirici bir yazı olur!

Son yıllarda özellikle hazır çorba gibi hızlı bir şekilde tüketebileceğiniz hazır gıdalarda "Koruyucu Katkı Maddesi İçermez." ibaresi dikkatinizi çekmiş olabilir. Böyle bir ibareyi görene kadar pek çoğunuz koruyucu katkı maddesinin ne olduğunu belki de daha önce hiç duymamış olabilirsiniz. Fakat böyle bir maddenin gıdada kullanılmadığına dair özel bir ibare bulunması, aklımıza koruyucu katkı maddelerinin sağlığa zararlı olabileceği gerçeğini getiriyor. Öncelikle bu maddelerle ilgili genel bir tanım yapmak istiyorum.


Koruyucu katkı maddesi dediğimiz şey gıdanın kalitesinde bir kayba sebep olmadan raf ömrünü uzatmamızı sağlayan ekstra kullandığımız maddelerdir. Bunlar bitkisel kaynaklı veya hayvansal kaynaklı olabilir. Her zaman adıyla değil çoğunlukla E kodlarıyla literatürde geçerler ve bir hazır gıdanın içindekiler kısmında bu kodlar aracılığıyla koruyucu katkı maddelerini ayırt edebiliriz.

Hayvansal kaynaklı olanların büyük bir çoğunluğu domuzdan elde edildiği için müslümanlar açısından tüketilmeye uygun değildir. Bu sebepten özellikle müslümanların azınlıkta olduğu bir ülkede bir üründe "halal" ibaresi varsa bunun domuz kaynaklı bir koruyucu katkı maddesi içermediğini anlayabilirsiniz.


E200den E290lara kadar pek çok farklı koruyucu katkı maddesi olmakla beraber bunların hepsinin insan sağlığına zararlı olduklarını söyleyemeyiz. Zararlı olduğu halde özellikle Türkiye'de kullanılan birkaç tanesinden bahsedeceğim fakat öncelikle bir noktayı aydınlatmak istiyorum. Bu konuya ayrıca ilerleyen yazılarımdan birinde de değinmeyi planlıyorum.

Herhangi bir katkı maddesini hiçbir firma kafasına estiği gibi kullanamaz. Özellikle Migros, Carrefour gibi büyük ve gıda mühendisleri tarafından denetlenen marketlerde alışveriş yapıyor veya tanınmış markaların ürünlerini tüketiyorsanız bu konuda ekstra rahat olabilirsiniz çünkü her bir maddenin kullanımını Türk Gıda Kodeksi ve ilgili bakanlık, tebliğlerle sınırlandırmıştır. Gıdayla ilgili her alanda olduğu gibi katkı maddeleri konusunda da firmalar ilgili tebliğe uymalı, kullandıkları maddeler varsa da maddelerin miktarı belirli sınırlar içinde olmalı ve ürünün ambalajında belirtilmelidir. İlgili tebliği aşağıya bırakacağım. Bu tebliğde hangi katkı maddeleri kullanılabilir, hangileri kullanılamaz, kullanılabilecek olanların miktarları gibi tüm ilgili konularla ilgili yeterli ve detaylı yönetmelik mevcut. Arzu ederseniz ekleyeceğim linkten ulaşababilirsiniz. Gelelim özellikle bilmemiz ve dikkat etmemiz gerekenlere...

E310 Propyl Gallate yağların yapısının bozulmasını engellemek amacıyla kullanılan bir koruyucu maddedir. Hem katı hem sıvı yağlarda bulunup yağlı pek çok üründe de olabilir. Hazır patates, hazır et ve tavuk ürünleri, hazır salata sosları gibi gıdalarda rastlanabilir. Yapılan bazı araştırmalar bu maddenin kansere, mide hastalıklarına, bağırsak rahatsızlıklarına sebep olabileceğini göstermiştir. Bu konuyla ilgili araştırma kaynağım yabancı bir kaynak olup onu da aşağıya ekleyeceğim.


E250 Sodyum Nitrite nitrit tuzu olarak bilinen ve hemen hemen tüm işlenmiş et ürünlerinde bulunan bir çeşit koruyucudur. Bu noktada daha çok fikir sahibi olabilmeniz için daha önceden yazmış olduğum Fermente ile Isıl İşlem Görmüş Sucuk Arasındaki Farklar araştırma yazıma bir göz atabilirsiniz. Kısaca özetlemek gerekirse bu koruyucu katkı maddesi pek çok ülkede yasaklanmış olup kanserojen etkileri olduğu bilinen, etteki veya et ürünlerindeki kırmızı rengi korumaya yardımcı bir katkı maddesidir. Günümüzde insanlar daha bilinçli şekilde tüketmeye başladığı için bazı markalar "E250 kullanılmamıştır" ibaresini özellikle ekliyor fakat ülkemizde kullanımında herhangi bir yasaklama henüz yok.



E220 sülfür dioksit ciddi bağırsak problemlerine sebebiyet verebilen bir katkı maddesidir. Kurutulmuş meyvelerde veya şarapta mikropları önlemeye yardımcı olarak yani mikrobiyal gelişimi yavaşlatan bir ürün olarak kullanılır ve kömür katranından elde edilir. Bağırsak sorunlarının yanısıra böbreğe de ağır gelmekte ve problemlere yol açabilmektedir.




E201, 202, 203, 234, 242, 260, 262, 263 ve 297 dışındaki koruyucu tüm katkı maddelerine karşı mesafeli olmanızda fayda var. Bunların kullanımında herhangi bir sıkıntı olmamakla beraber insan sağlığına ciddi bir zararları olduğuna dair yürütülmüş ve sonuca ulaşmış bir araştırmaya da denk gelmedim.

Benim kişisel tavsiyem, tükettiğiniz hazır gıdalardaki içindekiler kısmını kontrol etmeniz ve tanımadığınız E kodlu bir madde gördüğünüzde bununla ilgili ufak bir araştırma yapmanız. Mümkün olduğunca yabancı kaynaklara bakabilirseniz yada kıyıda köşede kalmış siteler yerine daha güvenilir makaleler paylaşan siteleri tercih ederseniz doğru bilgiye ulaşma şansınız artar. Her halükarda az önce de belirttiğim gibi katkı maddelerinin kullanımı halihazırda sınırlandırıldığı için içiniz rahat olsun.

Umarım sizler için faydalı ve bilgilendirici bir yazı olmuştur. Kullandığım kaynakları aşağıya ekliyorum. Beni instagramda da takip etmeyi unutmayın. Herkese iyi günler!

Kaynaklar

https://www.efsa.europa.eu/en/efsajournal/pub/3642
http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2013/06/20130630-4.htm

Instagram

http://instagram.com/foodie.advices